…
Bindokuzyüzseksenbeş yılının mayısında dünyaya çağırıldı..Ne kadar kalacağını bilmeden yaşamaya çalışıyor..İçindeki çocukla biraz kırgın ve biraz da barışıktır..Çok fazla kalası olmadığı için dünya da onu da hiç mi hiç kale almıyor..
Bir Leyla için ah etmeğe geldik diyenlerden olup bir gün Mevlasına da kavuşacağını umuyor..Geçmişinde fazla övünülecek bir şey olmadığı için sükut ediyor..Çünkü o;ne adı sanı duyulmuş okullarda okudu ne de üniversitenin tozunu yuttu..Sıradan bir lise mezunu..
..
Bir gitarı var elinde..Bazen la minör den bazen de mi minör den bir şeyler söylemeye çalışıyor..Zavallı bir de hakkını verebilse gam yemeyecek ama inadına gam yiyor..
Üşüyor..Islanıyor..Ağlıyor..Yedi Askının şairi gibi O da şöyle diyor:
Şaşkın vaziyetteyim..Nefsimi mi azarlayayım,arzulu gözümü mü yoksa kalbimi mi?..
.
.
.
Pendik sahillerinde millet kafayı bulurken O deli arkadaşlarıyla ezgiler mırıldanıyor(du),bağırıyor(du),çağırıyor(du)..
Ve nihayet içindekini dışa vurma zamanı geldiğinde sırtında gitar selam veriyor radyo kapısından meslekdaşlara..İkibinaltının kasımında haftalık yaşama dairle titreyerek merhaba diyor bekleyenlere..Bir yıl aradan sonra yine kasım ayında(hikmetini bil(e)miyor)
seslenmeye başlıyor hayata..
…
